01 Temmuz 2009 Çarşamba

Zeynel Dede




Zeynel Dede






1952 Yılında Tunceli’nin Ovacık ilcesinin Kedek köyünde doğmuştur. Seyit Ali Abbas soyundan gelen Zeynel Dede’nin dedesi Seyit Munzur babası Veli Dede’dir. Dede soyundan olması nedeni ile Alevilik geleneğinden önemli bir yer tutan çalıp söyleme geleneğinin içinde büyümüştür. Okuduğu deyişlerin birçoğunu dedesi ve babasından öğenmiştir.
Çalıp söyleme geleneğinin önemli taşıyıcılarından olan Zeynel Dede cem törenlerinde ve dost meclislerinde bu geleneği sürdürmektedir. Evli ve 7 cocuk
babasıdır.




Ema muzik yapim....

28 Haziran 2009 Pazar



ŞAİR Kİ HEM BÜLBÜL HEM GÜL’DÜR DAR’DA


Yüreklerinde büyüyen o muhteşem yanlızlıktan azade, kalabalıklar üretir şairler, sevgiler ve bitmeyen yolculuklar. Hiç bir ülke dayanamaz, yarattıkalrı imgeye, hiçbir barikat. Başuçlarında asılı o haritadan yola çıkıp, durmaksızın gezerler. Karalar ve denizleri. Derin bir iç çekişle sınırları degiştirip, geçip giderler burçların üstünden. Bir kalem darbesi yeter, Tiranları bitirip, saltanatları yıkamaya ki yeryüzü uyurken ışıl mışıl, ki bilcümle mahlukat küçük ölümü yaşarken, onlar uzak yıldızlardan, ışık taşırlar sabaha.

Bazan yeşil bir dizedir, kaldırımlarda aranan. Bazan mavi bir gülüştür, hiç bir zaman bulunmayan. Aranızda sessiz bir gölge gibi dolaşırlar. Onları en iyi kırılgan camlar anlatır. Dokunsanız birden çat diye bir ses. Kimi gün kapanıp giderler hücrelerce, dışarıdaki hayatın maskelenerek çoğalan yüzünden, Bir kitap, bir film, bir içli şarkı. Asla dayanamazlar çocukların göz yaşına. Bu yüzdendir ki ağlamak, şairlerin en iyi bildiği ikinci iştir. Her birinin yüreğinde, annesi yitirilmiş biri kara gözlü esmer, diğeriyse maviş, iki kız yaşar. Ayık gezdikleri anlar en sarhoş zamanlarıdır aslında. Kırk kilitli kasalarda saklanan nice değerli nesneye tiksinerek baktıkları içinse, deli olarak bilinirler.

Zümrütü ankaya benzer şairler. Ateşle yıkadıkları yüzleri ala bulutları öpen dağlar kadar hüzünlüdür. Karacaoğlan’dan alınmıştır ilhamları. İncecikten kar yağarlar, kentlerin sokaklarına. Şeyh Galibin, Hafız-ı Şirazi’nin, Fuzuli;nin; Minel aşk dedikleri o badeyi, onlarda içmiştir, yarin elinden. Bu yüzden ol firdevse benzetip sevgilinin suretini, Pervane gibi koşarlar. Hüsn-ü aşk elinde kül olmak için.Şairler rüzgar arar şiirlerinde. Zehir bile olsa evgilinin elindeki, sun derler, ey sevgili. Sun da Elinden içelim o meyi. Şairler için uzak yoktur, ayrılık yok. Zindanında yıldız sayan Yusuf;a benzer gözleri. Viranda ve sürgün içre gül yetirirken, kil bir tabletin sabrıyla beklerler gelecek günü.

Gülüşlerinizi bölen içli bir keman sesine benzer şairler. Ömürleri boyunca azalarak çoğaldıkları andır, sıcacık bir selam üzerine kurduklari o mavi düş.

Aranızda görüldükleri zaman, susarak gömmeyin onlari soğuk toprağa. Masal kuşlarına benzer sairler, sanki hiç yaşanmamış ve görülmemiş gibi, yoktular ki unutulsun olurlar meclisinizde. Bu yanlızlık ikliminde biricik savunmalarıdır şiir. Ömürlerinin her günü, siyah karlara batsa da, durmaksızın beyazı yazar şairler. Seherde ışıyan bal renkli maverayı.

Kimi gün al turna olur, memlekete doğru uçan. Kimi gün göllerde suna. Daha da yetmezse bir uzun hava “ Dağlar dağlar uzun dağlar / Yüreğimde sözün dağlar / Kurdu kuşu sakladınız / Nerde benim kuzum dağlar.

Şairler yeryüzünün vicdanıdır. İnsanı var olan kirden yanlızca şariler arındırır. Savaşın ve ölümün kendini dayattığı, kan revan içindeki şu dünyada, ilk onları vurur nükleer güçlere komuta eden eller.

İlk onlar yasaklanır ve yakılır, kan kusan yasalarda. Bundandır ki toza batmış bir gevheri anımsatır, yüzlerinde görülen keskin acı. Ve derler ki en eski kitaplarda bile zikr olunmuştur onların adı.

Ey yeryüzünün fanileri, Dante’nin çehennem zebanileri. Zulümden başka yanıtınız yokmuş. Birer birer yitiyor şairleriniz. Susun artık. Dünyanın gülleri solmuş ki daha da solar. Dizeler gökyüzüne küsmüş ki daha da küser. Şiirler göçüp giderken, meğer ki bu yerde aşk yokmuş derler. Kudümler sussun artık, ney kırıldı.

Aşkın olmadığı yerde, gül’e bülbül-ü şeydayım diyen, şairler neylesin…..



Zeynel Abidin CAN


26 Nisan 2009 Pazar

Kizilbas
-Sebahat Akkiraz-
-Huseyin Albayrak-
-Aliriza Albayrak-
-Mikail Aslan-
-Mazlum Cimen-
-Dertli Divani-
-Emekci-
-Musa Eroglu-
-Erdal Erzincan-
-Lutfu Gultekin-
-Emre Gultekin-
-Metin & Kemal Kahraman-
-Cemil Kocgun-
-Erkan Ogur-
-Ismail Hakki Demircioglu-
-Ulas Ozdemir-
-Cengiz Ozkan-
-Ozlem Taner-
-Muharrem Temiz-










08 Mart 2009 Pazar

Guzel insan...
Bir Veda Havasi
Vakit tamam!...Seni terk ediyorum.
Obutun aliskanliklardan
Ve butun siradanliklardan Oteye,
Yorumsuz bir hayati seciyorum.
Doyamadim inan,
Kanamadim sevgiye...
Korkulu geceleri sayar gibi,
Deprem gecesinde bir yildiz,
Birden bire kayar gibi;
Ellerim kurtlulacak ellerinden,
Bir kuru dal, agacindan
Catirdayip kopar gibi...
Asksa, bitti...
Gulse, hic dermedik.
Bul kendine kuytularde, hadi dal!
Seninle bur butun olabilirdik...
Hosca kal gozumun nuru,
Hosca kal...
Vakit tamam!... Seni terk ediyorum.
Bu, kirik ve incecik
Bir veda havasidir.
Tutusan ellerimden
Parmak uclarina degen sicaklik,
Incinen bir hayatin yarasidir...
Kalacak tum izlerin hayatimda.
Gozumde bir damla yas,
Sizlayip resmine aktiginda;
Bir yer bulabilirsem keske
Bir yer, seni hatirlatmayan;
Kan tarlasi gelincik safaginda...
Olumse, korktun.
Savassa, hep kactin...
Vur kendini kuslarda, hadi al!
Sen bir suydun oysa,
Sen bir ilactin...
Hosca kal canimin ici,
Hosca kal...
Her olum, erken olumdur,
Nur icinde yat;
Sevgili yusuf abi...

19 Ekim 2008 Pazar

HIRSIZLAR



Bahcivanim derler bagi bilmezler
Gulus hirsizlari gul hirsizlari
Yurekler dagliyan dagi bilmezler
Duygu hirsizlari dil hirsizlari

***

Kargalar her seher etsede zari
Onlara yol vermez gonul diyari
Kovana bos girerler yabani ari
Emek hirsizlari bal hirsizlar

***

Bizi boyle boluk boluk bolmusler
Nefse uyup hakikati silmisler
Ocak zadeligi nereden almislar
Ocak hirsizlari kul hirsizlari

***

Hudayi yim dustum cileye gama
Yaralar yurekte bak yama yama
Hirsizlarin hirsizdan farki yok ama
Onlardan serefli mal hirsizlari

***

Asik: Hudayi

05 Ekim 2008 Pazar

Uzaklardaki o kulubede
Besik salliyor kadin, bir o yana, bir bu yana
Etrafinda ucusuyor alacakaranlik
Yasli kadin bir basina nobette
Ocagin atesinde isiniyor
Salliyor bebebigini, adi intikam
Sessizce yatan besiginde.
Cocugun duydugu sefkat sozleri degil
Sarki degil hos sozcukleri anan
Acilmis gozlerinde cocugun
Korkunc bir atestir yanan.
Boyle acimasiz alevleniyor yanginlar
Yinede cocuk sessizce aglar
Yumruk yapmis kucucuk ellerini
Bekleyin bir gun buyur cocuklar.
Sikica kapali agizlar sessiz
Bebegin olum cesaretini gosteriyor
Burada agactan besiginde
Yeni bir kurtarici bekliyor.
Musa Dag'da 40 Gun
Kitabinda Alinma...

12 Mayıs 2008 Pazartesi

SIRDIR



Geldik su aleme bir dost bulmaya
Ozunu meydana seresin guzel
***
Derman arar iken yabanda elde
Birde bana meyman olasin hele
Ehl-i muhabbete ayan olurmus
Sirdir sirra erenlerin cemali
***
Bir hengame sarmis cumle alemi
Ne gul kalmis ne de bulbulun dili
***
Ciktim gogun yedi kat yurdundan
Konam dedim ayaz vurdu tenimi
Ehl-i muhabbete beyan olurmus
Birdir sirra erenlerin kemali

Soz: Metin ve Kemal Kahraman